Etiket: İnsan Hakları
-
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu 3. Dönemine Girerken… Düşünceler ve Temenniler
İnsan haklarını dikey olduğu kadar yatay boyutuyla da geliştiren “Hakk’a Tapan Millet” anlayışı, Türkiye’nin dünyaya sunabileceği güçlü ve özgün bir katkıdır. Zira medeniyetimizdeki kul hakkı kavramı, mevcut insan hakları anlayışından çok daha kapsamlı, derin ve etkin olup insanlığın özlem duyduğu bir değer sistemidir. Devletin polis ve yargı gücüne gerek kalmaksızın, bireylerin birbirlerinin hakkına riayet ettiği, manevi sorumluluk bilinci yüksek, sürdürülebilir bir hakşinas toplumun inşası da bu anlayışa bağlıdır.
-
Ayasofya mücadelesini Fatih’in emriyle başlatmıştı!
O Fatih’in askeri Hakk'a tapan bir gençti! Bir gün rüyasında Fatih Sultan Mehmed’i görmüştü. Fatih Sultan Mehmed rüyasında ona “Benim camilerime sahip çık, gayelerine uygun kullanımlarını sağla” mealinde bir emir vermişti. Bunun üzerine Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği’ni kurmuş, Başkanlığını yürüttüğü bu dernek aracılığıyla davalar açmış ve kazanmıştı. Böylece sırasıyla İznik Ayasofya, Trabzon Ayasofya, İlyas Bey, Kariye ve İstanbul Ayasofya camileri Fatih’in vakfiyelerine ve emirlerine uygun bir şekilde tekrar ibadete açılmıştı.
-
Önce Allah’ın Hakkı!
Allah tarafından verilen her göreve itaat Allah’ın hakkıdır. Önce, Yaratan Rabbimizin adıyla başlamak ve O’na hamd ve şükrümüzü ifade etmek O’nun hakkıdır. İniş sırasına göre ilk ayetlerde bu böyle belirtildiği gibi, tertiplenen sırasıyla ilk ayetlerde de bu böyle buyrulmuştur. Yoksa Allah’ın hakkı Allah’a verilmiş olmaz ve en temel haklar kitabı en büyük haksızlıklar ve saygısızlıklar kitabı haline gelirdi. O’nun yarattıklarına verdiği haklara saygı göstermek de O’nun haklarındandır. Dolayısıyla insan hakları da, hayvan hakları da, canlı ve cansız çevre hakları da hep Allah’ın haklarındandır.



